13 Şubat 2018 Salı

başlıksızız

kendimi çok mutsuz hissettiğim günler için tavsiye: (çünkü hisler devreye girince düşünceleri bi yerlerde bırakıyorum)
- yaptığın güzel şeylerin bir listesini yap
- yaptığın güzel şeylere bakıp övünmeyi öğren
- yaptığın güzel şeyler için kendini ödüllendir
- sevilebilir yönlerini insanlara değil, kendine sorarak öğren ve sev

sanırım*

Ateş düştüğü yeri yakar.

"Felaket kimlerin başına gelirse asıl onlar etkilenir. Musibet kimin başına gelmiş ise sadece onu sürekli acı içinde bırakır. Başkalarının acıması, üzülmesi, gelir geçer. "
Başınıza dünyanın en kötü şeyi geldi zannedersiniz, dile getirmeye kalktığınızda sözcükler/kelimeler yetersiz kalır. Karşınızdakiler "anlıyorum :(" derler. Anlayabildiği şeyler nedir ki? Karşındaki aynı olayı yaşasa bile hayata baktığı çerçeve senin tıpa tıp aynın olmadığından dolayı anlayabilme olasılığı tartışılır. Zaten bir insanla hayata bakış açın kesssinlikle aynı olamaz. Sadece biraz benzerlik olabilir. Neden bunlardan bahsediyorum, çünkü kafam karışık. Amacım daha da karıştırmak gibi görünebilir ama daha da toparlanıyor böyle. 
Kısaca;
Bir kimsenin diğer bir kimseyi anlayabilmesi, o kimsenin kendini anlatabilmesi, anlamak sözcüğünün hangi anlamda kullanıldığı... vb vb. insan aklını karıştırmak isteyince demek ki önüne bir sürü şey çıkabiliyor.
Duygu dünyamızı birbirine katmak yerine daha faydalı şeyler düşünerek dünyaya faydalı şeyler üretelim, dünyaya katkımız olsun.
üfs çevreci gibi hissediyör.

1 Şubat 2018 Perşembe

Siyah

Acaba bi' insanın içerisinde sürekli gezip duran, arada bazı yerlerde uzun kalmaya meyilli bir kara delik mi var?
Bazen kalbinizde, bazen aklınızda hissedebileceğiniz bir şey.
Hastalık gibi ama değil de. Aklınızı karıştırmak ve duygularınızdan şüphe etmenize yarayacak bi' kara yumak. Yaşayan herkese geçmiş olsun.



















Güzel yapmayı denediğimiz şeyler

Bazen kendimize doğru geleni yapmak ne kadar "doğru" bilmiyorum, şüphe ediyorum. "Elimden geleni yapıyorum" derken aslında bir başkası için normal dışı fazla şey yaptığınızı falan hiç hissettiniz mi? Aynı zamanda bir başkası içinde tam tersi konumda olabilmek var. Yani ben bunu yapıyorum, A kişisine göre çok. B kişisine göre normal, aynı oranda neredeyse (tamamen aynı olması mümkün değil bence). C kişisine göre ise yaptığım aslında çok basit; parmak kımıldatmak gibi bi'şey. Neden olmasın?
Bunları yazıyorum çünkü ilerde bir gün kendimi kendimle, fikirlerimi fikirlerimle karşılaştırmak istiyorum. İlerliyor muyum? Geriye mi gidiyorum?
Ölmeme son 10 dakika kaldığını bilmiş olsam bütün bunların analizini yapmak isterim.
"Acaba kendim ve çevremdekiler için faydalı bir ömür yaşadım mı?"
 Yaptıklarımın yeterli olup olmadığını düşünmek yerine daha iyisi için mi uğraşmalıyım?
Daha iyisini yapıp yıpranmak yerine boş-verip kafa dinlemek?
O zaman da insanın içinde dolduramadığı yanları olur. "İçim rahat etmez" dedikleri şey. Çünkü nerde o eski vurdumduymaz haller. Dünyada pek çok zor şey var, bunlardan en çok korktuklarım top10 diye bir liste yapacak olsam 3. sırada tatmin etmemek ve tatmin olmamak olurdu. Verdiğim cevapların yetersizliğinden endişe ettiğim günler oldu? İnsanları cidden bu kadar önemsemek güzel mi yoksa saplantımsı, tiksinç bir durum mu? Ben C şıkkı diyorum, ikisi aynı anda.
"Abartmamak lazım" diye kendimi tembihliyorum sonra bir bakmışım yine abartıyorum. Eğer alternatif bir isim düşünsem adımı Abartı Heyecan koyardım. Bu iki duyguyu yoğun yaşamamdan dolayı sanırım, hızlı yıpranmaya ve sararıp solmaya mahkumum.
Düşünmek güzel şey. Ama faydalı şeyleri. Ne olmuş sanki halının sağındaki desenle solundaki desen arasında çok küçük farklar olsun? Aklı faydalı kullanabilmek ne harika bi özellik. Herkes düşünüyor. Ama kaçının önemli bi konu hakkında düşündüğünü söyleyebiliriz bilmiyorum.
Kendime not: Düşüncelerini faydalı yönlendir.
o zaman futo?
İlk defa ilford bir film kullanıyorum ve renklerini çok beğendim. Öncesinde iki farklı siyah beyaz film markası kullanmıştım ama ilford pan 400 şuan fav