31 Temmuz 2018 Salı

Suçluluk hissi

Selam. Kimse yok burda, bunu kimse okumuyor. Ama yine de cümleye bir selamla başlamak gerekir, ki bi müddettir de yazmadığımı varsayarsak.
Tembellik ettim sanırım. Düşüncelerden biraz uzaklaşmak için aslında yaptım bunu. Kendimi tembelliğe itmem gerekti. Çünkü o sıra düşünmeye devam etmemeliydim. Ehh peki sonuç ne oldu? İlerleme kaydettim mi? Yoo, nerdeee. İlerlemek yerine kendime verdiğim öğütleri bile yutmuşum.
Focusumu yitirdim, Mecnun gibi çöllerdeyim. Ne aradığımı bilmiyorum ama arıyorum işte.
Bi süre düşünmekten kaçtım, kendime bir ilaç buldum sandım. Yanılmışım.
Şaşırdık mı?
Zaten ben bir şehir olsaydım, yanılmasıyla meşhur bi şehir olurdum.
Nasıl olur demeyin, mantıksal değil azıcık duygusal bakın anlarsınız zaten. Çok fazla söze gerek yok. Bugün pek çok konuda yazıp içimi dökesim var.
Neye içimi döküyorum?
Yine kendime.
Oturup adam akıllı kendimizle de konuşamaz olduk. Bazen cümlelerim 25 yaşındalar. O yüzden 25 yaşında gibi sayalım mı beni de? O 2 seneyi yaşadığımı varsayalım.
Düzensiz uykularıma geri döndüm, gerçekten tam anlamıyla düzelttiğimi sanmıştım ama yapamamışım. Uyumak için seçtiğim yerler benden rahatsız oluyorlarmış gibi. Acaba depresyonda mıyım diye kendimi sık sık yoklamam gerekiyor. Çünkü inanın yapmaktan keyif aldığım şeyler bile bana yük oluyor.
Genel anlamda zaten saçmalıyorum ama bu ondan öte bi'şey. Ya hayatımın büyük bi değişimi öncesindeyim ya da bu hayattan yitip gitmek üzereyim.
Tercih hakkım olsa silinmeyi seçerdim. Bana ait anı, hatıra, eşya... hepsini peşimde götürmek.
ağzıma takıldı, geceleri kafamda çalıyor. sözlerini kime yakıştırdığımdan haberim yok ama "sen yokken ne gece ne de gündüz, ne ay var ne tek bi yıldız her yer karanlık ve ıssız göremiyorum"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder