31 Temmuz 2018 Salı

Deneysellik

Yaşamak, hayat, ev, sorumluluklar, arkadaşlık, sevgi, bağlılık, bağımlılık....
gündelik şeyler hakkında hiç çok düşündüğünüzü farkettiniz mi?
Genelde yazdığım her şey düşünmekle ilgili, biliyorum farkındayım. En çok yaptığım şeyden bahsediyorum. Bi' yandan düşünmekten hoşlanmıyorum, aynı zamanda düşünmeye o kadar sadığım ki. Demek ki gerçekten çok düşünmek, ince düşünmek, gereksiz düşünmek bunların tümünü sevmiş olsam sevmez halimden daha bağlı olurmuşum.
Asıl bahsetmek istediğim şey deneysellik. Analog fotoğrafçılıkta olandan ama daha hayata dair. Yani anlatımım ne kadar yeterli kalır bilmiyorum ama kendimce ifade etmeye çalışayım;
(Herkes bir olmayabilir, bana bi şey dendiğinde atıyorum "nefes almak" ilk anlamından daha öte düşünüyorum. İlk aklıma fiili gelmiyor. O yüzden örneklendirmenin faydası var)
örn:
 "Belki kendimi şu alana itersem, falanca şeyden kendimi kurtarırım"
Sonuçlarından tatmin olmazsan tekrar denemek serbest. Ama gelen sonuçların hayatında bi şeyler değiştirmesi muhtemel.

Suçluluk hissi

Selam. Kimse yok burda, bunu kimse okumuyor. Ama yine de cümleye bir selamla başlamak gerekir, ki bi müddettir de yazmadığımı varsayarsak.
Tembellik ettim sanırım. Düşüncelerden biraz uzaklaşmak için aslında yaptım bunu. Kendimi tembelliğe itmem gerekti. Çünkü o sıra düşünmeye devam etmemeliydim. Ehh peki sonuç ne oldu? İlerleme kaydettim mi? Yoo, nerdeee. İlerlemek yerine kendime verdiğim öğütleri bile yutmuşum.
Focusumu yitirdim, Mecnun gibi çöllerdeyim. Ne aradığımı bilmiyorum ama arıyorum işte.
Bi süre düşünmekten kaçtım, kendime bir ilaç buldum sandım. Yanılmışım.
Şaşırdık mı?
Zaten ben bir şehir olsaydım, yanılmasıyla meşhur bi şehir olurdum.
Nasıl olur demeyin, mantıksal değil azıcık duygusal bakın anlarsınız zaten. Çok fazla söze gerek yok. Bugün pek çok konuda yazıp içimi dökesim var.
Neye içimi döküyorum?
Yine kendime.
Oturup adam akıllı kendimizle de konuşamaz olduk. Bazen cümlelerim 25 yaşındalar. O yüzden 25 yaşında gibi sayalım mı beni de? O 2 seneyi yaşadığımı varsayalım.
Düzensiz uykularıma geri döndüm, gerçekten tam anlamıyla düzelttiğimi sanmıştım ama yapamamışım. Uyumak için seçtiğim yerler benden rahatsız oluyorlarmış gibi. Acaba depresyonda mıyım diye kendimi sık sık yoklamam gerekiyor. Çünkü inanın yapmaktan keyif aldığım şeyler bile bana yük oluyor.
Genel anlamda zaten saçmalıyorum ama bu ondan öte bi'şey. Ya hayatımın büyük bi değişimi öncesindeyim ya da bu hayattan yitip gitmek üzereyim.
Tercih hakkım olsa silinmeyi seçerdim. Bana ait anı, hatıra, eşya... hepsini peşimde götürmek.
ağzıma takıldı, geceleri kafamda çalıyor. sözlerini kime yakıştırdığımdan haberim yok ama "sen yokken ne gece ne de gündüz, ne ay var ne tek bi yıldız her yer karanlık ve ıssız göremiyorum"

5 Mart 2018 Pazartesi

evim neresi?

Ne yaptığımı bilmeden öylesine düz yaşıyorum ki. Bazen tek dileğim çok mutlu olduğum anda yok olup gitmek. Gerçi çok üzgün hissederken de aynısını düşünüyorum. 
Ama soruyorum; 
nerdeyim?
nerede olmalıyım?
nerde olmak istiyorum?
sadece merak ediyorum. Ben bu puzzlelardan hangisini tamamlıyorum, yoksa dahil değil miyim bile...












13 Şubat 2018 Salı

başlıksızız

kendimi çok mutsuz hissettiğim günler için tavsiye: (çünkü hisler devreye girince düşünceleri bi yerlerde bırakıyorum)
- yaptığın güzel şeylerin bir listesini yap
- yaptığın güzel şeylere bakıp övünmeyi öğren
- yaptığın güzel şeyler için kendini ödüllendir
- sevilebilir yönlerini insanlara değil, kendine sorarak öğren ve sev

sanırım*

Ateş düştüğü yeri yakar.

"Felaket kimlerin başına gelirse asıl onlar etkilenir. Musibet kimin başına gelmiş ise sadece onu sürekli acı içinde bırakır. Başkalarının acıması, üzülmesi, gelir geçer. "
Başınıza dünyanın en kötü şeyi geldi zannedersiniz, dile getirmeye kalktığınızda sözcükler/kelimeler yetersiz kalır. Karşınızdakiler "anlıyorum :(" derler. Anlayabildiği şeyler nedir ki? Karşındaki aynı olayı yaşasa bile hayata baktığı çerçeve senin tıpa tıp aynın olmadığından dolayı anlayabilme olasılığı tartışılır. Zaten bir insanla hayata bakış açın kesssinlikle aynı olamaz. Sadece biraz benzerlik olabilir. Neden bunlardan bahsediyorum, çünkü kafam karışık. Amacım daha da karıştırmak gibi görünebilir ama daha da toparlanıyor böyle. 
Kısaca;
Bir kimsenin diğer bir kimseyi anlayabilmesi, o kimsenin kendini anlatabilmesi, anlamak sözcüğünün hangi anlamda kullanıldığı... vb vb. insan aklını karıştırmak isteyince demek ki önüne bir sürü şey çıkabiliyor.
Duygu dünyamızı birbirine katmak yerine daha faydalı şeyler düşünerek dünyaya faydalı şeyler üretelim, dünyaya katkımız olsun.
üfs çevreci gibi hissediyör.

1 Şubat 2018 Perşembe

Siyah

Acaba bi' insanın içerisinde sürekli gezip duran, arada bazı yerlerde uzun kalmaya meyilli bir kara delik mi var?
Bazen kalbinizde, bazen aklınızda hissedebileceğiniz bir şey.
Hastalık gibi ama değil de. Aklınızı karıştırmak ve duygularınızdan şüphe etmenize yarayacak bi' kara yumak. Yaşayan herkese geçmiş olsun.